20 Haziran 2013 Perşembe

Evde Kick Boks




Kardiyo Kick Boks yaparak kalori harcayabilir,vücudunuzu kontrol etmeyi öğrenebilir ve stres atabilirsiniz..
Hangi sporu yapıyor olursanız olun spor rutininden kurtulmak için iyi olacaktır.
Basit evde yapılabilir kick boks hareketlerini video linkleri ile birlikte paylaşıyorum. Umarım faydalı olur..
Sağlıklı günler..

Toplam egzersiz süresi : 30.dk.


                                                                         Isınma

Her bir hareket 60 sn.

Bob and Weave : http://bit.ly/15XOveg
Hook                 : http://bit.ly/9OlTkJ 
Jumping Jacks    : http://bit.ly/zJUlSu 
Front Jabs          : http://bit.ly/19rSO5Z
Upper Cut         : http://bit.ly/13CLyzq


 Set 1

Her bir hareket 30 sn.

Right Leg Front Kick : http://bit.ly/14XOFQm
(Video'da ki hareket yalnız sağ bacakla yapılacak)
Left Arm Jabs             : http://bit.ly/19rSO5Z
(Video'da ki hareket yalnız sol kol ile yapılacak)
Left Arm Cross Hook : http://bit.ly/19rVfFy
( Video'da ki hareket yalnız sol kol ile yapılacak)
Right Leg Side Kick    :  http://bit.ly/19rVD7d
(Sağ bacak yapılacak)

                                                                        Left Leg Side Kick   :  (Yukardaki video ile sol bacak )




Right Arm Jab : http://bit.ly/14XKiEP  ( Sağ Kol )
Right Atm Cross Hook : http://bit.ly/19rVfFy (Sağ Kol Left Leg Side Kick : http://bit.ly/19rVD7d (Sol Bacak)

Set 2

Left Leg Roundhouese Kick : http://bit.ly/euIi4E   
(sol bacak)  
Right Leg Roundhouse Kick: Yukardaki video sağ bacak
Left Side (Combo) Jab,Upper Cut, Front Kick :
http://bit.ly/14XKiEP   http://bit.ly/13CLyzq 
http://bit.ly/14XOFQm
Sol taraf ve videodaki hareketler art arda yapılacak
Right Side  (Combo) Jab,Upper Cut, Front Kick :
Sağ taraf yukardakinin aynısı yapılacak          
Left Leg Side Kick: http://bit.ly/19rVD7d Sol Bacak
Right Leg Side Kick: http://bit.ly/19rVD7d Sağ bacak
Left Arm Upper Cut :   http://bit.ly/13CLyzq Sol Kol
Right Arm Upper Cut : Yukardaki video Sağ kol                                                                 






9 Haziran 2013 Pazar

Şeker Yemek ya da Yememek İşte Bütün Mesele Bu!


Şeker,hemen hepimizin sevdiği bir tad.Nasıl olmasın ki,çikolata,baklava,pastalar derken uzayan bir listenin başkahramanı o.Ama,çokta sinsi!
Yediğimiz hemen her şeyin içinde şeker var ve bu şeker genetiği oynanmış mısırdan,"mısır şekeriyle" üretiliyor.
Gdo' hakkında daha fazla bilgi için : http://bit.ly/t7N4Df

Şeker fazla alındığında vücutta hooop yağ olarak depolanıyor.Ve cildin kalitesini kesinlikle düşürüyor.
ABD'de "sigara kadar tehlikeli,bağımlılık yapıyor,yasaklanmalı" diyen bilm adamları var.
Şekerin zararı çok göz atmak isteyenler için ; http://bit.ly/18gMizn 



Pinterest'te gördüğüm 21 günlük "abur cubur yok" diyet fotoğrafının ardından 2 hafta önce çayda şekeri dahi kestim.
"Aaa 21 gün nasılsa"dedim ve başladım.
Şekeri çok seven biri olarak zorlanırım sandım ama pekte öyle olmadı. :))Her şeyden önce beni şaşırtan şey,cildimin düzelmesi oldu.Yaptığım sporun faydasını daha çabuk görmeye başladım ve vücudum daha çabuk şekle girmeye başladı.
Tabi ben,tarçın çubuklu yeşil çay da içiyor,yoğurt yiyor ve acı biberi yemeklerde fazla tüketiyorum.Protein mutlaka almaya özen gösteriyorum.Şimdiden 4 kilo gitti ama derdim tartı değil,ayna!
Ha 21 gün sonra ne olacak derseniz.Kendimi ödüllendiricem ama bundan sonra kesinlikle şekeri bilinçsiz bir şekilde tüketmeyi düşünmüyorum.Çünkü vücut deformasyonunda şeker başı çekiyor.
Herkese daha az şekersiz günler diliyorum...

25 Mayıs 2013 Cumartesi

İlgini İğnele:Pinterest

Malum,Sosyal Medya Araçları 'iletişim' konusunda yarış halinde...
Görüntü, ses, tanıdık tanımadık her şeyi içine dahil etmeye çalışan bu araçların yükselen yıldız; Pinterest.
Her geçen gün daha fazla kullanıcıya ulaşan Pinterest şu an 48 Milyon tekil kullanıya sahip..





İngilizce, Pin=İğne İnterest= İlgi Alanı kelimelerinden oluşan Pinterest'in ismi kadar içeriği de "birleşik"
Zira bir çok kategoriden oluşan bu fotoğraf sitesinin ana sayfasında istediğiniz kategoriye tıklayıp,beğendiğiniz fotoğrafı panonuza iğneleyebiliyor ya da beğenebiliyorsunuz.Kendi hesabınızda dilediğiniz kadar oluşturabildiğiniz panoda ister iğneledikleriniz ister kendi bilgisayarınızdan aktardığınız fotoğraflarınız arşiviniz oluyor. Mantığın twitter'la benzediğini söylemek mümkün ama onun çok daha göze hitap eden şekli...
Herkes hoşa giden cümleler kuramayabilir ama hoşa gidecek fotoğraf paylaşabilir...
Fotoğrafı seviyorsanız ve Instagram'ın kişisel içeriğinden bıktıysanız Pinterest tam size göre.
Spordan sinemaya, modadan dekorasyona kadar bir çok kategoriden oluşan başlıklarıyla kendi zevkinize göre fotoğrafları bir araya getirebilirsiniz ki geçenlerde "yemek" perakende" ve " filmler" olmak üzere 3 farklı kategori daha eklendi siteye.
Fotoğraflara tıkladığınızda hangi siteden iğnelendiğinin de bilgisini veren bu site reklam opsiyonu sağlayabilirliği ile bir çok markanın da dikkatini çekmiş durumda.Yetkilileri şimdilik kar amacı gütmediklerini belirtsede Pinterest,  Sony, Ebay gibi markaların çoktan markajına girdi bile.

Sitenin "Pin Button" eklentisini tarayıcınıza ekleyip herhangi bir sitede gezinirken beğendiğiniz fotoğrafları panonuza iğneleyebilirsiniz.
Panoları herkesin görmesinden alıkoymakta mümkün; bilgisayardaki kişisel fotoğrafları bu panolara yükleyebilir bellek niteliğinde de kullanabilirsiniz...
İlk başta sıkıcı ve anlaşılmaz gelsede sonrasında bağımlılık yapıyor. Bence diğer sosyal medya araçlarından daha eğlenceli ve yararlı.

Pinterest'te iğne hem kendine hem başkasına..






4 Mayıs 2013 Cumartesi

İletişim Tarihi ve Başkalaşım Hali





Düşünmekle başlayan iletişim tarihi,önce sesini sonra anlamı keşfeden insanoğlunun heycanıyla hız kazandı.Çığlıklar,bedensel hareketler derken;ilkel resimler ve çizgilerle sanatın ilk izleri de iletişimle belirmiş oldu.
Dilin ortaya çıkması,sözlerin edilişi,kurulan cümleler ve yazının bulunması,sözlü ve yazılı ifadenin kuvvet bulmasını sağladı.Ve,
İletişimin teknolojik gelişimi "kitle iletişim" araçlarıyla ayyuka çıktı. Bu araçlar sayesinde dünyadaki haberler ve değişimlerden anında haberdar oluyor,internetle dünyanın öbür ucundaki insan ve hayatlara şahitlik ediyoruz.Artık her bilgi elimizin altında.

Şimdilerde interneti bilgisayardan  çok “fazla işlevli” telefonlarla kullanıyoruz.Pozlar Facebook ve Instagramda paylaşmak için verilir oldu.Yerimizi belli eder “check-in”ler yapıyor,yakınlarımızdan daha çok  twitter’a iç döküyoruz.

Ya sonrası,hatta şimdisi?

Şehir değiştirip,mektupların yakıldığında biten aşklar şimdi her yerden engellemekle halloluyor.Telefon ve bilgisayarın bağımlısıyız.Sohbet etmeyi unuttuk.Yarım saat telefona bakmasak rahatsız oluyoruz.Yediğimiz yemeği,gezmeyi,yaptığımız her şeyi sosyal medyaya malzeme olsun diye yapar gibiyiz.Kitap okumuyor,Google’dan bilgi edinmeye bile üşeniyoruz.Ortalık “kopyala yapıştır”bilgi kirliliğinden geçilmiyor.Her geçen gün biraz daha tembelleşiyor,birbirimize karşı duyarsızlaşıyoruz.
İletişim araçlarının getirdiği bu sanal tutsaklıkla gerçek iletişimin her gün biraz daha yok olduğunu söyleyebiliriz.Saygı kavramımız gittikçe daralmakta…Ve herkes problemli,herkes mutsuz,stresli.Maskelerle günümüzü savıyoruz...

Belki de sıkılıcaz bir gün kim bilir. Şimdilerde baş gösteren retro sevgisi farkındalığın göstergesi mi yeni bir moda akımımı bilinmez ama aforizmaları paylaşmaktansa,kitabın sayfalarına dokunmak daha çok hoşumuza gidecek belki.
Umarım,bu yüzyılın “kaşıkla verip kepçeyle aldıklarının” farkına varırız. Birbirimizi tüketip,bencilleşmeyi bırakır; empati kurma ve içtenliğin kıymetini biliriz.
Ve yine bir gün interneti yeterince kullanmayı öğreniriz…
Son olarak,iletişimin kendine gelince;
Hakim olduğu yüzyıl değişse de o gücünden hiçbir şey kaybetmedi,hala en güçlü silahlardan biri.Yeter ki doğru ve yerinde kullanmayı bilelim…

22 Nisan 2013 Pazartesi

Bir Güzel Voltran,Boğaziçi Caz Korosu.



 "Çoklu insan sesi,tiyatral ayrıntılar ve sahne sanatı...
Bayanlar,baylar karşınızda Boğaziçi Caz Korosu!"


Boğaziçi Caz Korosu, 2007-2011 yılları arasında Masis Aram Gözbek şefliğinde Boğaziçi Üniversitesi Müzik Kulübü (BÜMK) bünyesinde vücut bulmuş,gelişmiş ve 2011 Haziran'ında İstanbul Metrosu'ndaki mini konserden sonra bağımsızlığını ilan etmiş bir ekip..     
                                      
Bağımsızlık hareketi için burdan buyrun;


Özerkleştikten sonra da Avusturya'da düzenlenen "Dünya Koro Şampiyonası"na katılmış,
2 dalda "Dünya Şampiyonluğu" ve 1 dalda "Dünya İkinciliği"ni kazanmış.

15 Nisan'da Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası (CSO)'daki verdikleri konserle tanıştığım koronun beni şaşırttığını söylemeliyim.
İlkin,elime aldığım broşürde okuduklarımdı beni şaşırtan.Derken konserle birlikte aklımda   dikkatimi çekmiş cümleler de dönmeye başladı...


Müziğe 3 yaşında oyuncak melodikasıyla sevgisini göstermeye başlamış bir adam (Masis Aram),7 yaşından itibaren kilise korolarında söylemeye başlamıştı.Evet kilit nokta buydu,kilise koroları.! Zira kilise müziklerine oldum olası bayılan biri olarak,"a capella" seslerle akan konserde bu koro daha çok ilgimi çekmeye başlamıştı.

Hayal dünyamı fazlasıyla harekete geçiren bu ekip "Roger Emerson'un Because"'unu söylemeye başlayınca memnuniyetim ayyuka çıktı.
Zira "Across the Universe" filminden bu şarkıya zaten vurgundum.
Bizden bir şeyleri barındıran repertuarlarından da  "Ben Seni Bulmuş İken"  beni çok etkiledi.

Türkiye adına aldıkları ödüllerin videolarıyla tüylerimizi diken diken edip,gururlandırdılar.Ve İcra ettikleri 14 şarkıyla tüm salonu mest edip ayakta alkışlandılar.


Gönül işi onlarınki ve desteğe ihtiyaçları var,özellikle de "büyük adamlar"ınkine...
Gücünü tüm başarı hikayelerindeki gibi inanmaktan alan ve mütevaziliği ile bizden biri gibi gelen bu koroyu,fırsat bulabilen herkesin en az bir kez seyretmesini tavsiye ediyorum.
Zaten arı gibi çalışıyorlar...
Ben seyrettiğim için kendimi şanslı buluyorum ve bu koroyu kendime çok yakın hissediyorum.
Gönül bağım var desem abartmış olmam :) 

Daha çok başarıya imza atacağına inandığım;
Başta Masis Bey'e ve oluşturduğu bu güzel voltrana tüm kalbimle başarılar diliyor,tekrar buluşabilmeyi umuyorum.

Sevgimle...

Zeynep



10 Şubat 2013 Pazar

Spor,yeaaap.!



Sporun faydalı bir şey olduğunu bilmeyen var mı? Bilmeyen yoktur ama kulak ardı eden çoktur.
Üşenen,lüks olarak gören...Üşenmek neyse de lüks olarak görmek,-yok artık daha neler.?!
Sporun faydaları hakkında kopyala yapıştır bilgi vermicem,hepsini de ezbere bilmiyorum..:))
Genellemek gerekirse spor,vücuda TEPEDEN TIRNAĞA faydalı bir uğraştır.
Ve insan oğlunun bulduğu en faydalı alışkanlıktır.Salgıladığı mutluluk hormonu ve size sunduğu özgüven...
Belirli bir disiplin kazanmak,işin matematiğini öğrenmek adına ilk başta bir salona yazılmak en doğrusu.
Bulunduğunuz şehirdeki belediyeler  bu konuda bayanlara imkan sağlıyor.
Baylar zaten,spora bayanlardan daha meraklı ve onların gittiği "vücut geliştirme salonları"genel olarak çokta pahalı olmuyor...

Benim bayanlara tavsiyem -ağırlıkla da spor yapmış biri olarak söylüyorum-kesinlikle aerobik-step ve pilates tercih etmeniz.
Çünkü bana göre fitness çok sıkıcı.Yürüme bandında müzikte dinlesem,Tv'de seyretsem sıkılıyorum.
Fitness'i sevemedim gitti.Tabi bu biraz da zevk ve yapı meselesi,

Step ve Aerobik'te ise gurup çalışması olduğundan,

  • Zamanın nasıl geçtiğini anlamayacaksınız.
  • Müzikle hocaya ritmik hareketlerle eşlik ederek daha çok eğleneceksiniz.(Dans eder gibi)
  • Sonra minder üzerinde,yapılan bölgesel hareketlerle hamlığı atmış kaslarınızı çalıştıracaksınız.
  • Ve sonra esneme hareketleriyle sporu bitereceksiniz.

Step-Aerobik,kardiyo hareketleri içerdiğinden yağ yakmaya yönelik.Kilo vermek isteyenler için.
Pilates ise kilo verdirmeyen ama vücudun çapında fark oluşturan bir spor türü.
Tartıda bir fark olmuyor ama vücut daha ince ve sıkı görünüyor.
Zayıf ama fit olmayan bayanların tercih etmesi gereken bir spor türü.

Çünkü bence hedef;zayıflamak görünmek değil,fit düzgün bir vücuda sahip olmak olmalı.
Spor ilk iki hafta zorlar,hatta vücut direnç gösterir ama onu kırdıktan sonra...Sporda çektiğiniz acı size bir müddet sonra mutluluk vermeye başlar.İşte o raddeye geldiğinizde spor hayatınızın vazgeçilmez bir parçası olmaya başlar.
Sporu bir külfet olarak görürseniz,faydasını göremezsiniz.
Her şeyde olduğu gibi spora da gerekli emeği verdiğinizde karşılığını aldığınızı göreceksiniz.
Spor sabır işi...
Hadi bakalım...

Bir "evde spor programı" reklamı ama ben,bu videoyu ne zaman seyretsem o an spor yapasım gelir.Spor yapmak böyle güzel  bir şey işte.! -Yaklaşık,İlk 1 dk.'sını seyretmek yeterli-



Ve son olarak;

Candaş Tolga IŞIN'ın ülkemiz insanın spor'a bakış açısına" balık baştan kokar" dedirten "iğneyi kendine batıran "yazısı...Okunası...
Herkese sağlıklı ve sporlu günler dilerim :))





Olimpiyatlarda Sıfır Madalya Politikası


İlkokul 1: Yok.
İlkokul 2: Yakalamaç.
İlkokul 3: İstop
İlkokul 4 : Yakantop
İlkokul 5: Anadolu lisesi sınavları olduğu için iptal.

* * *

Orta 1: Boş.
Orta 2: Boş.
Orta 3: Futbol.


* * *

Lise 1: Kızlar kendi aralarında voleybol, erkekler ise tercihe bağlı olarak kendi aralarında futbol ya da basketbol...
Lise 2: Lise 1 müfredatına ek olarak arada sırada amuda kalkma ve takla atma egzersizleri...
Lise 3: Üniversite sınavları nedeniyle iptal.

* * *

Üniversiteye başladığım gün 11 yıllık beden eğitimi müfredatından bana kalan şuydu: Boş ders, takılma, amuda kalkma, arkadaşlarla top oynama...

* * *

Ben liseyi bitireli 15 yıl oldu...
Bugün durum farklı mı?

* * *

Geçenlerde Milli Eğitim Bakanı açıkladı:
En çok öğretmen açığı olan alan 3 branştan biri beden eğitimi...
33 bin işsiz beden eğitimi öğretmeni var.
Peki, son atamalarda beden eğitimi öğretmenleri için açılan kontenjan kaç?

502.

* * *

Şimdi böyle bir ülkede insanlara "Neden sporcu olmadın?" diye hesap sorabilir misin?
Soramazsın.
Peki hangi yüzle "Niye olimpiyatlarda madalya alamıyorsun?" diye sorabiliyorsun?

* * *

Sporun okullarda bile ciddiye alınmadığı bir ülkede bırak madalyayı profesyonel sporcu olmak bile büyük bir iştir!

* * *

Kenya'dan, Tayvan'dan sporcu ithal ederek "Nasıl olsa bizimkiler de onlara baka baka öğrenir" zanneden arkadaşların anlamadığı şu:

Spor bakarak değil, yaparak öğrenilir.

Kaldı ki bizde eksik olan sporcu değil, 'spor'un ta kendisi!
Kültürü...

* * *

Memleketin bir spor bakanı var mesela...
Sor bakalım günde kaç saat spor yapıyormuş?