Kardiyo Kick Boks yaparak kalori harcayabilir,vücudunuzu kontrol etmeyi öğrenebilir ve stres atabilirsiniz..
Hangi sporu yapıyor olursanız olun spor rutininden kurtulmak için iyi olacaktır.
Basit evde yapılabilir kick boks hareketlerini video linkleri ile birlikte paylaşıyorum. Umarım faydalı olur.. Sağlıklı günler..
Right Leg Front Kick : http://bit.ly/14XOFQm
(Video'da ki hareket yalnız sağ bacakla yapılacak)
Left Arm Jabs : http://bit.ly/19rSO5Z
(Video'da ki hareket yalnız sol kol ile yapılacak)
Left Arm Cross Hook : http://bit.ly/19rVfFy
( Video'da ki hareket yalnız sol kol ile yapılacak)
Right Leg Side Kick : http://bit.ly/19rVD7d
(Sağ bacak yapılacak)
Left Leg Side Kick : (Yukardaki video ile sol bacak )
Pinterest'te gördüğüm 21 günlük "abur cubur yok" diyet fotoğrafının ardından 2 hafta önce çayda şekeri dahi kestim.
"Aaa 21 gün nasılsa"dedim ve başladım.
Şekeri çok seven biri olarak zorlanırım sandım ama pekte öyle olmadı. :))Her şeyden önce beni şaşırtan şey,cildimin düzelmesi oldu.Yaptığım sporun faydasını daha çabuk görmeye başladım ve vücudum daha çabuk şekle girmeye başladı.
Tabi ben,tarçın çubuklu yeşil çay da içiyor,yoğurt yiyor ve acı biberi yemeklerde fazla tüketiyorum.Protein mutlaka almaya özen gösteriyorum.Şimdiden 4 kilo gitti ama derdim tartı değil,ayna!
Ha 21 gün sonra ne olacak derseniz.Kendimi ödüllendiricem ama bundan sonra kesinlikle şekeri bilinçsiz bir şekilde tüketmeyi düşünmüyorum.Çünkü vücut deformasyonunda şeker başı çekiyor.
Malum,Sosyal Medya Araçları 'iletişim' konusunda yarış halinde...
Görüntü, ses, tanıdık tanımadık her şeyi içine dahil etmeye çalışan bu araçların yükselen yıldız; Pinterest.
Her geçen gün daha fazla kullanıcıya ulaşan Pinterest şu an 48 Milyon tekil kullanıya sahip..
İngilizce, Pin=İğne İnterest= İlgi Alanı kelimelerinden oluşan Pinterest'in ismi kadar içeriği de "birleşik"
Zira bir çok kategoriden oluşan bu fotoğraf sitesinin ana sayfasında istediğiniz kategoriye tıklayıp,beğendiğiniz fotoğrafı panonuza iğneleyebiliyor ya da beğenebiliyorsunuz.Kendi hesabınızda dilediğiniz kadar oluşturabildiğiniz panoda ister iğneledikleriniz ister kendi bilgisayarınızdan aktardığınız fotoğraflarınız arşiviniz oluyor. Mantığın twitter'la benzediğini söylemek mümkün ama onun çok daha göze hitap eden şekli...
Herkes hoşa giden cümleler kuramayabilir ama hoşa gidecek fotoğraf paylaşabilir...
Fotoğrafı seviyorsanız ve Instagram'ın kişisel içeriğinden bıktıysanız Pinterest tam size göre.
Spordan sinemaya, modadan dekorasyona kadar bir çok kategoriden oluşan başlıklarıyla kendi zevkinize göre fotoğrafları bir araya getirebilirsiniz ki geçenlerde "yemek" perakende" ve " filmler" olmak üzere 3 farklı kategori daha eklendi siteye.
Fotoğraflara tıkladığınızda hangi siteden iğnelendiğinin de bilgisini veren bu site reklam opsiyonu sağlayabilirliği ile bir çok markanın da dikkatini çekmiş durumda.Yetkilileri şimdilik kar amacı gütmediklerini belirtsede Pinterest, Sony, Ebay gibi markaların çoktan markajına girdi bile.
Sitenin "Pin Button" eklentisini tarayıcınıza ekleyip herhangi bir sitede gezinirken beğendiğiniz fotoğrafları panonuza iğneleyebilirsiniz.
Panoları herkesin görmesinden alıkoymakta mümkün; bilgisayardaki kişisel fotoğrafları bu panolara yükleyebilir bellek niteliğinde de kullanabilirsiniz...
İlk başta sıkıcı ve anlaşılmaz gelsede sonrasında bağımlılık yapıyor. Bence diğer sosyal medya araçlarından daha eğlenceli ve yararlı.
Düşünmekle
başlayan iletişim tarihi,önce sesini sonra anlamı keşfeden insanoğlunun heycanıyla hız kazandı.Çığlıklar,bedensel hareketler derken;ilkel
resimler ve çizgilerle sanatın ilk izleri de iletişimle belirmiş oldu.
Dilin ortaya
çıkması,sözlerin edilişi,kurulan cümleler ve yazının bulunması,sözlü ve yazılı
ifadenin kuvvet bulmasını sağladı.Ve,
İletişimin
teknolojik gelişimi "kitle iletişim" araçlarıyla ayyuka çıktı. Bu araçlar
sayesinde dünyadaki haberler ve değişimlerden anında haberdar oluyor,internetle
dünyanın öbür ucundaki insan ve hayatlara şahitlik ediyoruz.Artık her bilgi
elimizin altında.
Şimdilerde interneti bilgisayardan çok “fazla işlevli” telefonlarla
kullanıyoruz.Pozlar Facebook ve Instagramda paylaşmak için verilir
oldu.Yerimizi belli eder “check-in”ler
yapıyor,yakınlarımızdan daha çok twitter’a iç döküyoruz.
Ya
sonrası,hatta şimdisi?
Şehir
değiştirip,mektupların yakıldığında biten aşklar şimdi her yerden engellemekle
halloluyor.Telefon ve bilgisayarın bağımlısıyız.Sohbet etmeyi unuttuk.Yarım
saat telefona bakmasak rahatsız oluyoruz.Yediğimiz yemeği,gezmeyi,yaptığımız
her şeyi sosyal medyaya malzeme olsun diye yapar gibiyiz.Kitap okumuyor,Google’dan
bilgi edinmeye bile üşeniyoruz.Ortalık “kopyala yapıştır”bilgi kirliliğinden
geçilmiyor.Her geçen gün biraz daha tembelleşiyor,birbirimize karşı
duyarsızlaşıyoruz.
İletişim
araçlarının getirdiği bu sanal tutsaklıkla gerçek iletişimin her gün biraz daha
yok olduğunu söyleyebiliriz.Saygı kavramımız gittikçe daralmakta…Ve herkes problemli,herkes mutsuz,stresli.Maskelerle günümüzü savıyoruz...
Belki de
sıkılıcaz bir gün kim bilir. Şimdilerde baş gösteren retro sevgisi
farkındalığın göstergesi mi yeni bir moda akımımı bilinmez ama aforizmaları
paylaşmaktansa,kitabın sayfalarına dokunmak daha çok hoşumuza gidecek belki.
Umarım,bu
yüzyılın “kaşıkla verip kepçeyle aldıklarının” farkına varırız. Birbirimizi
tüketip,bencilleşmeyi bırakır; empati kurma ve içtenliğin kıymetini biliriz.
Ve yine bir
gün interneti yeterince kullanmayı öğreniriz…
Son
olarak,iletişimin kendine gelince;
Hakim olduğu
yüzyıl değişse de o gücünden hiçbir şey kaybetmedi,hala en güçlü silahlardan
biri.Yeter ki doğru ve yerinde kullanmayı bilelim…
"Çoklu insan sesi,tiyatral ayrıntılar ve sahne sanatı...
Bayanlar,baylar karşınızda Boğaziçi Caz Korosu!"
Boğaziçi Caz Korosu, 2007-2011 yılları arasında Masis Aram Gözbek şefliğinde Boğaziçi Üniversitesi Müzik Kulübü (BÜMK) bünyesinde vücut bulmuş,gelişmiş ve 2011 Haziran'ında İstanbul Metrosu'ndaki mini konserden sonra bağımsızlığını ilan etmiş bir ekip..
Bağımsızlık hareketi için burdan buyrun;
Özerkleştikten sonra da Avusturya'da düzenlenen "Dünya Koro Şampiyonası"na katılmış, 2dalda "Dünya Şampiyonluğu" ve 1 dalda "Dünya İkinciliği"ni kazanmış.
Müziğe 3 yaşında oyuncak melodikasıyla sevgisini göstermeye başlamış bir adam (Masis Aram),7 yaşından itibaren kilise korolarında söylemeye başlamıştı.Evet kilit nokta buydu,kilise koroları.! Zira kilise müziklerine oldum olası bayılan biri olarak,"a capella" seslerle akan konserde bu koro daha çok ilgimi çekmeye başlamıştı.
Hayal dünyamı fazlasıyla harekete geçiren bu ekip "Roger Emerson'un Because"'unu söylemeye başlayınca memnuniyetim ayyuka çıktı.
Zira "Across the Universe" filminden bu şarkıya zaten vurgundum. Bizden bir şeyleri barındıran repertuarlarından da "Ben Seni Bulmuş İken" beni çok etkiledi.
Türkiye adına aldıkları ödüllerin videolarıyla tüylerimizi diken diken edip,gururlandırdılar.Ve İcra ettikleri 14 şarkıyla tüm salonu mest edip ayakta alkışlandılar.
Gönül işi onlarınki ve desteğe ihtiyaçları var,özellikle de "büyük adamlar"ınkine... Gücünü tüm başarı hikayelerindeki gibi inanmaktan alan ve mütevaziliği ile bizden biri gibi gelen bu koroyu,fırsat bulabilen herkesin en az bir kez seyretmesini tavsiye ediyorum. Zaten arı gibi çalışıyorlar...
Ben seyrettiğim için kendimi şanslı buluyorum ve bu koroyu kendime çok yakın hissediyorum.
Gönül bağım var desem abartmış olmam :)
Daha çok başarıya imza atacağına inandığım;
Başta MasisBey'e ve oluşturduğu bu güzel voltrana tüm kalbimle başarılar diliyor,tekrar buluşabilmeyi umuyorum.
Sporun faydalı bir şey olduğunu bilmeyen var mı? Bilmeyen yoktur ama kulak ardı eden çoktur.
Üşenen,lüks olarak gören...Üşenmek neyse de lüks olarak görmek,-yok artık daha neler.?!
Sporun faydaları hakkında kopyala yapıştır bilgi vermicem,hepsini de ezbere bilmiyorum..:))
Genellemek gerekirse spor,vücuda TEPEDEN TIRNAĞA faydalı bir uğraştır.
Ve insan oğlunun bulduğu en faydalı alışkanlıktır.Salgıladığı mutluluk hormonu ve size sunduğu özgüven...
Belirli bir disiplin kazanmak,işin matematiğini öğrenmek adına ilk başta bir salona yazılmak en doğrusu.
Bulunduğunuz şehirdeki belediyeler bu konuda bayanlara imkan sağlıyor.
Baylar zaten,spora bayanlardan daha meraklı ve onların gittiği "vücut geliştirme salonları"genel olarak çokta pahalı olmuyor...
Benim bayanlara tavsiyem -ağırlıkla da spor yapmış biri olarak söylüyorum-kesinlikle aerobik-step ve pilates tercih etmeniz.
Çünkü bana göre fitness çok sıkıcı.Yürüme bandında müzikte dinlesem,Tv'de seyretsem sıkılıyorum.
Fitness'i sevemedim gitti.Tabi bu biraz da zevk ve yapı meselesi,
Step ve Aerobik'te ise gurup çalışması olduğundan,
Zamanın nasıl geçtiğini anlamayacaksınız.
Müzikle hocaya ritmik hareketlerle eşlik ederek daha çok eğleneceksiniz.(Dans eder gibi)
Sonra minder üzerinde,yapılan bölgesel hareketlerle hamlığı atmış kaslarınızı çalıştıracaksınız.
Ve sonra esneme hareketleriyle sporu bitereceksiniz.
Step-Aerobik,kardiyo hareketleri içerdiğinden yağ yakmaya yönelik.Kilo vermek isteyenler için.
Pilates ise kilo verdirmeyen ama vücudun çapında fark oluşturan bir spor türü.
Tartıda bir fark olmuyor ama vücut daha ince ve sıkı görünüyor.
Zayıf ama fit olmayan bayanların tercih etmesi gereken bir spor türü.
Çünkü bence hedef;zayıflamak görünmek değil,fit düzgün bir vücuda sahip olmak olmalı.
Spor ilk iki hafta zorlar,hatta vücut direnç gösterir ama onu kırdıktan sonra...Sporda çektiğiniz acı size bir müddet sonra mutluluk vermeye başlar.İşte o raddeye geldiğinizde spor hayatınızın vazgeçilmez bir parçası olmaya başlar.
Sporu bir külfet olarak görürseniz,faydasını göremezsiniz.
Her şeyde olduğu gibi spora da gerekli emeği verdiğinizde karşılığını aldığınızı göreceksiniz.
Spor sabır işi...
Hadi bakalım...
Bir "evde spor programı" reklamı ama ben,bu videoyu ne zaman seyretsem o an spor yapasım gelir.Spor yapmak böyle güzel bir şey işte.! -Yaklaşık,İlk 1 dk.'sını seyretmek yeterli-
Ve son olarak; Candaş Tolga IŞIN'ın ülkemiz insanın spor'a bakış açısına" balık baştan kokar" dedirten "iğneyi kendine batıran "yazısı...Okunası...
Herkese sağlıklı ve sporlu günler dilerim :))
Olimpiyatlarda Sıfır Madalya Politikası
İlkokul 1: Yok.
İlkokul 2: Yakalamaç.
İlkokul 3: İstop
İlkokul 4 : Yakantop
İlkokul 5: Anadolu lisesi sınavları olduğu için iptal.
* * *
Orta 1: Boş.
Orta 2: Boş.
Orta 3: Futbol.
* * *
Lise 1: Kızlar kendi aralarında voleybol, erkekler ise tercihe bağlı olarak kendi aralarında futbol ya da basketbol...
Lise 2: Lise 1 müfredatına ek olarak arada sırada amuda kalkma ve takla atma egzersizleri...
Lise 3: Üniversite sınavları nedeniyle iptal.
* * *
Üniversiteye başladığım gün 11 yıllık beden eğitimi müfredatından bana kalan şuydu: Boş ders, takılma, amuda kalkma, arkadaşlarla top oynama...
* * *
Ben liseyi bitireli 15 yıl oldu...
Bugün durum farklı mı?
* * *
Geçenlerde Milli Eğitim Bakanı açıkladı:
En çok öğretmen açığı olan alan 3 branştan biri beden eğitimi...
33 bin işsiz beden eğitimi öğretmeni var.
Peki, son atamalarda beden eğitimi öğretmenleri için açılan kontenjan kaç?
502.
* * *
Şimdi böyle bir ülkede insanlara "Neden sporcu olmadın?" diye hesap sorabilir misin?
Soramazsın.
Peki hangi yüzle "Niye olimpiyatlarda madalya alamıyorsun?" diye sorabiliyorsun?
* * *
Sporun okullarda bile ciddiye alınmadığı bir ülkede bırak madalyayı profesyonel sporcu olmak bile büyük bir iştir!
* * *
Kenya'dan, Tayvan'dan sporcu ithal ederek "Nasıl olsa bizimkiler de onlara baka baka öğrenir" zanneden arkadaşların anlamadığı şu:
Spor bakarak değil, yaparak öğrenilir.
Kaldı ki bizde eksik olan sporcu değil, 'spor'un ta kendisi!
Kültürü...
* * *
Memleketin bir spor bakanı var mesela...
Sor bakalım günde kaç saat spor yapıyormuş?